Battlefield 4 inceleme

Battlefield 4

Son zamanların en çok beklenen oyunu olan Battlefield 4 için artık başlangıç vermenin zamanı geldi. En fazla ikinci oyunuyla beğenilen ve geçtiğimiz aylarda çıkan üçüncü oyunuyla beklentileri karşılayamayan FPS serisi son çıkardığı oyun ile birçok oyuncunun kalbini tekrar kazanacak gibi gözüküyor. Biz de sizler için Battlefield 4 inceleme yazımızı sizlere sunuyoruz.

Bazı oyun serileri bizim için özeldir. Onları sakınırız ve koruruz. Bizim için her bir parçası özeldir. Her anını hatırlar ve severiz. Battlefield serisi de benim için öyle. Battlefield ile tanışmam ikinci oyunla olmuştu. O zamandan beri birbirimizi severiz. Savaşın dördüncü boyutu bizlerle olacağı zaman nasıl heyecanlandığımı tahmin edersiniz herhalde.

Biz oyuncuların huyudur önce puana bakmak. Puanı görünce verdiğiniz tepkiyi görür gibiyim. Kiminiz az bulduğunuz, kiminiz tam yerinde dediniz hatta bazılarınız fazla bile vermişler demiş olabilirsiniz. Fakat yukarıda da belirttiğim gibi inceleme sadece senaryo modunu kapsıyor. Multiplayer’ı ayrı inceleyecek olmamızın en büyük nedeni gerçek Battlefield heyecanına gölge düşürmek istememiş olmam. Oynadığınızda göreceksiniz, adeta iki farklı dünya gibiler. Neyse lafı yine uzattım, siz sıkılmadan Tombstone’un maceralarını mercek altına alalım.

Tıpkı üç numaralı oyun gibi müthiş bir açılış sizleri bekliyor. Denizin dibinde takımımız ile birlikte bir arabanın içinde mahsur kalmış durumdayız. Basınç nedeniyle doğal olarak kapılar açılmıyor ve dışarı çıkmanın tek yolu şok etkisi yaratarak camı patlatmak. Sonuçları ölümcül olabilecek bir karar olsa da diğer seçeneğin kesin ölüm anlamına gelmesi yönettiğimiz karakter Çavuş Daniel Recker’ı harekete geçiyor ve tabancamızı ateşliyoruz…
… Bir anda saatler öncesine, görevin başına geri dönüyoruz. Azerbaycan’dayız ve ordu Bakü’de bulunan bir istihbaratı ele geçirmemizi istiyor ve ekibimizle birlikte (Tombstone) bu istihbaratın peşine düşüyoruz. Bu bölüm aynı zamanda oyunun Tutorial’ı olduğundan BF4 ile gelen yenilikler hızlı bir şekilde bize öğretiliyor.
İlk olarak artık takımımızı yönetebiliyor ve emir verebiliyoruz. Aklınıza Brother in Arms gibi kapsamlı bir olay gelmesin. BF4’de durum çok basit. Cephaneliğimizi gösteren HUD’un üstünde bir “Engage” barımız bulunuyor. Engage barını aktif hale geçirdiğimiz zaman görüş açımızdaki tüm düşmanlar işaretleniyor ve takım tamamen işaretli düşmanlara yöneliyor. Ben açıkçası bu özelliği biraz gereksiz buldum. Böyle bir işaret sistemi düşmanların yerlerini tamamen açık ediyor ve işimiz çok kolaylaşıyor. Bana soracak olursanız işaretleme sisteminin gelmiş olmasının en büyük nedenlerinden biri üçüncü oyunda yaşanan düşmanı görememe sorunu olabilir diye düşünüyorum. Oyundaki ışıklandırma sebebiyle düşmanlar görünmüyordu ve biz daha ateşin nereden geldiğini bile anlamadan ölüp ölüp duruyorduk. Şimdi ise isterse zifiri karanlık olsun eğer özelliği aktif hale getirdiysek bütün düşmanların yerini görebiliyoruz.

Giriş kısmında bir diğer göze çarpan değişiklik silah ve ekipman kullanımı olmuş. Günümüz FPS’lerinde kullanılan belli silahlarla oyunu oynama ve duruma göre silah değiştirme mekaniği tamamen çöpe atılmış durumda. BF4’de oyun boyunca sürekli karşımıza çıkan silah ve ekipman sandıkları bulunmakta. Aksiyon devam ederken sandıkların yanına gelip hem cephanemizi tazeliyor hem de eğer istersek silahlarımızı değiştirip, geliştirmeler yapabiliyoruz. Tanıdık silah ve ekipmanların yanına yenilikler de bulunuyor. En göze çarpanı ise kuşkusuz kör edici bombalar olmuş. Ne var ki değişikliklere rağmen alt yapısı gerçekçilik olan bir oyunda adım başı silah sandıklarına rast gelmek ve bölümleri on farklı silahla kapatabiliyor olmak biraz rahatsız edici olmuş.

Var biliyorum ama göremedim maalesef. Hani yanlış anlaşılmasın, Battlefield 4 bu güne kadarki en iyi Battlefield senaryosuyla bize geliyor. Fakat bu hikâyeyi bize o kadar hatalı anlatıyor ki bir süre sonra ipin ucunu kaçırıp, kendinizi sadece yapay zekâ vurduğunuz bir Shooter’ın içinde buluyorsunuz.

Yıl 2020 ve Dünya savaşın eşiğinde (Ne zaman değil ki?). Çin’de büyük bir askeri ve yönetimsel devrim hazırlığı var. Amiral Chang yönetime el koymuş ve ülkeyi darboğaza sokmuştur. Halk isyanın eşiğindedir. Artık bir süper güç konumunda olan Çin’de yaşanacak herhangi bir karışıklık doğal olarak Dünya’nın geri kalanını da olumsuz etkileyecektir. Amiral’in Ruslardan destek alması ve Çin’in öngörülen lideri Jin Jié’nin hayatının tehdit altında olması Amerika’yı harekete geçirir.

Dediğim gibi Battlefield 4’ün gerçekten çok güzel bir hikâyesi var. Siyasi entrikalar, suikast planları, büyük çatışmalar ve kendi emelleri uğruna insanları harcamaktan kaçınmayan insanlar… DICE savaşa dair korkunç, insanı burkan olayları da oyunun içine eklemiş. Spoiler kesinlikle vermek istemiyorum o yüzden sadece şunu söyleyeyim; bir sahnede, daha oyunun başında başkarakterimiz öyle bir şey yapıyor ki donakalıyorsunuz. Ben az kalsın oturduğum koltuktan düşüyordum. Oyunda kesinlikle savaşın karanlık yüzüne büyük önem verilmiş ve tüm bunaltıcı kahramanlık öykülerinden sonra oyunun bu yönü insanı bir anda çarpıyor.

Ekibimiz Tombstone dört kişiden oluşuyor. Yönettiğimiz karakter Çavuş Daniel Recker, Kimble Graves (Irish), Clayton Pakowski (Pac) ve ekibe sonradan dâhil olan Hanna. Hanna olaya dahil olduktan sonra ilginç olaylar yaşanıyor ve bazen ekip içinde sinirler geriliyor. Kendi içimizde yaşadığımız gerilim ve savaşla gelen kaos nedeniyle hikâye genelinde Tombstone zor çok anlar yaşıyor.

Eh güzel gidiyorduk bir yerden çomağı sokmak gerekirdi. Ne yazık ki çomağı biz değil DICE sokuyor tekerleğin arasına ve BF4 bir anda havada taklalar atmaya başlıyor. BF4’ün hikâye anlatımı kelimenin tam anlamıyla facia. Kesinlikle abartmıyorum. DICE olayları anlatırken öyle çuvallıyor ki oyundan yabacılaşıp hata avına çıkmaya başlıyorsunuz. Bunun en önemli ve en büyük sebebi, firmanın kendisinde yatıyor. DICE, Battlefield ile ünlenmiş bir firma ve oyun uzunca bir süre hiç senaryo moduna sahip olmadı. Battlefield’ın oynanış mekanikleri hikâye anlatımına kesinlikle uygun değil. Bunu net olarak BF4 ile gördüm arkadaşlar. Oyun doğası gereği geniş mekânlar, uzun çatışmalar istiyor. Siz oyunu son derece çizgisel bir hikayeyle beraber sınırladığınızda ise korkunç hatalarla karşılaşıyorsunuz. Bir savaş FPS’i oynarken durmak bilmeyen temponun hastası oluruz, heyecan ve gerilim bizi hemen sonraki çatışmaya iter. Bu, Call of Duty’nin yıllarca uyguladığı ve başarılığı olduğu bir formül. Battlefield’ın yapısı ise uzun süreli ve temponun sürekli değiştiği, hatta bazen durduğu bir savaş sistemine dayanıyor. Multiplayer oynarken inanılmaz eğlendiren bu mekanik, tek kişilik senaryoda kelimenin tam anlamıyla çok sıkıcı.

BF4’ün belki de tek kötü yönü hikaye anlatımı ve inanın bu koca oyunu baltalıyor. O kadar çok hata var ki bir yerden sonra saymayı bırakıp gülüp geçmeye başlıyorsunuz. Doğası özgürce oyna olan bir oyunu scriptlerin içine hapsettiğiniz için her script sahne aslında bir hata oluyor. Mesela oyunun bir yerinde Çin askerleri gemimize saldırıyorlar. Helikopterle gelen askerler, halatlarla güverteye iniyorlar. Ben aklını kullanan bir oyuncu olarak halatların sarkıtıldığı yere bomba attım. Düşüncem tam askerler indiğinde bombanın patlaması ve temiz çözüm olmasıydı. Peki, ne oldu? Elbette ki script gereği o askeri aşağıya inmeden vurmamam gerekiyordu. Eh doğal olarak ölmediler ve siperlere dağıldılar. Yine aynı bölümde Irish merdivenlerden yukarı çıkarken onu takip etmemiz gerekiyor. Eğer Irish’e çok yaklaşırsak veya onu geçmeye çalışırsak ölüyoruz. Çünkü yapımcılar öyle istemişler. Hatta bu hata ilk olduğunda merdivenden yukarı, neredeyse uzaya kadar uçtum ve aşağı düşerek öldüm. Yanlış yerde spawn olduğu için bir anda kaybolan tanklar mı dersiniz, öldürülemeyen düşmanlar mı yoksa korkunç ötesi çizgisellik mi? BF4 harika bir hikâyeyi kendi kendine öldürmeye başarıyor açıkçası ve siz bu durumdan inanılmaz rahatsız oluyorsunuz. Ve bir yerden sonra senaryo modunun aslında oyunu ne kadar sınırladığını farkına varıyorsunuz.

Evet yine abartmıyorum, BF4 bana bunu da dedirtti. BF3’ün yapay zekâsı da sınıfta kalmıştı, ama dördüncü oyun direk okuldan atılmalı bana sorarsanız. Oyundaki düşmanlar ellerinde silah olduğunun bile farkında değiller. Hani sipere rahatça koşun veya hoplayıp zıplayın hiç önemli değil. Bırakın mermilerin tutmasını, bazen sizin orada olduğunuzdan bile haberleri olmuyor.

Yine yaşanmış bir olay; Çin’deyiz ve helikopteri korumamız gerekiyor. Senaryomuz gereği tüm düşman saldırısı bitmeden helikopter kalkamaz. Bir yerden sonra silah sesleri kesildi ve bende sahnenin geçmesini bekledim. Yok, bir türlü bölüm bitmiyordu. Sonra haritada dolanmaya başladım. Dolanırken deli gibi düşman arasam da bir türlü bulamadım. Bazen Çince feryatlar duyuyorum o kadar. Kısa zaman sonra benimle dolaşan bir askerin aslında bizden olmadığını fark ettim. Resmen karşıma geçiyor bana aval aval bakıyordu. Silahını indiriyor, koşarak kaçıyor, geri geliyor…

Sorması ayıptır yapımcılar ama 2014 yılına girmek üzereyiz. Oyunun genelinde zaten düşman sizi gördükten beş saniye sonra ateş açıyor. Bazen de gelip sizin yanınıza siper alıyorlar. BF4’ün yapay zekâsı gerçekten de böylesine büyük bir markaya hiç yakışmayacak cinsten. Olmamış DICE, hiç yakıştıramadım.

İncelemenin kötümser havasını dağıtmanın vakti geldi sanırım. Battlefield 4’ü oynarken ne hissedersiniz bilmiyorum ama şöyle sağlam bir PC’de oyunu açtığınızda ilk tepkiniz “Sen gerçek misin?” olacaktır. Sağlam bir bilgisayarda BF4 tam anlamıyla karnaval havası estirecek. Bazı oyunların teknolojileri çok önemlidir. Konu bir FPS oyunu olduğunda en önemli olaydır belki de görsellik. Çünkü geçmişe baktığınızda grafiksel anlamda oyun dünyasına çağ atlatan oyunların neredeyse hepsi FPS oyunudur. Kişisel görüşüme göre, bu tarz büyük oyunların en büyük misyonlarından biridir görsellik.

Size Battlefield 4 oynarken gördüklerimi burada yazamıyorum çünkü gerçekten görmeniz gerekiyor. Bir kaç fragman ve ekran görüntüsü değil bahsettiğim. BF4 ciddi manada savaşı evinize kadar getiriyor. Betayı oynamış olanlar zaten nasıl bir şeyle karşılaşacaklarını biliyorlar. Işığın gerçekte olduğu gibi dağılarak ilerlemesi, gölgelerin gerçekçiliği, karakter modellemeleri, patlama ve duman efektleri, hepsi inanılmaz.

Ben iki yıldır Battlefield 3 oynayan biriyim. Sadece iki yılda bir oyunu bu kadar ileriye götürmek gerçekten inanılası gelmiyor. EA’in Frostbite 3’ü neden her oyuna koymaya çalıştığını gerçekten anlıyorum. BF4’ün görselliği yeni nesle erkenden bakış atmak gibi çünkü. Çevre ve kaplama detayları üst düzeyde ve artık birçok alan parçalanabilir halde (tabi düşman tutturmayı başarabilirse). Oyunda yıkılan yapılar ve siperler yine de sınırlı halde, elbette bunun nedeni senaryo modu. Fizik motorunun asıl etkisini yine Multiplayer’da göreceğiz anlaşılan. Eklemek gerekirse, bu harika grafikleri bilgisayarınızda görebilmek için iyi bir sisteme ihtiyacınız olduğunu belirtmeme gerek yoktur herhalde.

Grafik hataları hiç mi yok? Elbette ki var ama inanın öyle büyük şeyler değil. BF4’ün dediğim gibi genel olarak oyunun scriptlerle çakışmasından kaynaklı problemleri var. Bu yüzden oyun boyunca gördüğünüz hataları Multiplayer’da görmeyeceğinizi söyleyebilirim.

Sesler BF4’ün diğer önemli özelliği olarak yine göze çarpıyor. Her bir silah, ekipman ve araç özel olarak kayda alınmış. Kesinlikle ses efektleri konusunda Battlefield ile boy ölçüşecek herhangi bir oyun bulunmuyor. Patlamalar, çatışmalarda duyulan bağırışlar, tank toplarının sağır edici gürültüsü… Hepsi muhteşemler. İşin tek kötü yanı yine oldukça fakir bir soundtrack albümü bizleri bekliyor. Üçüncü oyun gibi hiç olmamasından iyidir diyorum ama yine de insan kendini atmosfere bağlayacak güzel tınılar duymak istiyor.

Karakter seslendirmeleri de çok başarılı olmuş ama hikâye anlatımının olmaması bir yerden sonra başarılı seslendirmenin de önüne geçiyor. Yoksa karakterlerimizin olaylara verdiği tepkiler ve duyguları oyuna son derece başarılı aktarılmış. Onların korktuklarını, üzüldüklerini gerek yüz ifadelerinden gerekse ses tonlarından anlayabiliyorsunuz. Ama sadece anlayabiliyorsunuz çünkü olaylar kaçıp gittiğinden onlarla bir türlü empati kuramıyorsunuz. Tam empati kurayım dediğinizde ise oyun bitiyor ve (Senaryo yaklaşık 7-8 saat sürüyor) olduğunuz yerde kalakalıyorsunuz.

Cevap tamamen sizin bakışınıza bağlı. Battlefield 4 gerçekten güzel bir oyun. Bu sefer gerçekten sağlam bir senaryoyla kapımızı çalıyor. Ama onu anlatırken hata üstüne hata yapıp bizi krizlere sokuyor. Benim senaryo modundan beklentim oldukça düşük olduğundan öyle büyük bir şoka uğramadım ama yine de insan dövünmeden edemiyor. Mükemmel olmanın bu kadar yakınına gelip, gerisin geri kaçmak niye diye? Eğer DICE, oyunun mekaniklerini hikâyeye yedirmeye çalışsaydı bu incelemede çok farklı şeyler söylüyor olabilirdim ama söyleyemiyorum maalesef. Battlefield benim için en önemli oyun serilerinden biri ve tıpkı bu oyun gibi beşinci oyunu da alıp büyük bir keyifle aylarca hatta yıllarca oynayacağım. Zaten bu yüzden iki ayrı inceleme hazırladık sizler için. Çünkü Battlefield 4 Single Player ve Multiplayer olmak üzere iki ayrı dünya gibi. Dünya’nın bu tarafı biraz kötümser olsa da diğer tarafı için şimdiden heyecan duymaya başlayabilirsiniz.

Son olarak bildiğiniz gibi Battlefield 4 EA’nın diğer büyük oyunları gibi sadece Origin platformuna destek veriyor. Yani oyunu PC’de oynamak isteyenler Origin hesabına sahip olmak zorundalar. Eğer oyunu ön siparişle almak istiyorsanız hala geç değil. Ülkemizde perakende olarak büyük mağazalardan ve dijital olarak Playstore’dan ön siparişle alabilirsiniz. Ben şimdilik ayrılıyorum, kısa süre sonra Multiplayer incelemesi yeniden beraber olacağız. Gerçek savaşa hazır olun derim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD