Diablo III: Reaper of Souls Ultimate Evil Edition İnceleme

Diablo III Reaper of Souls Ultimate Evil Edition

Gelmiş geçmiş en iyi oyun geliştiricilerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz Blizzard yakın zaman içerisinde bizlere oyunu Diablo için yeni bir ek paket daha sunmuştu. Ultimate Evil Edition sadece PS4 için çıkış gerçekleştirirken oyunu baştan sona değiştirdiğini, hatta bizlere yeni bir Diablo oyunu sunulduğunu söyleyebiliriz. Bu ek paketin PC’ye çıkması için şu anda oyunculardan büyük bir ısrar silsilesi gelirken Blizzard’ın böyle bir sunuşu yapacağını hiç de beklemiyoruz. İşte Diablo III: Ultimate Evil Edition İnceleme yazısı.

Diablo III: Ultimate Evil Edition ile birlikte hem Diablo III oyununa hem de Reaper of Souls ek paketine (bana göre ayrı bir oyun) sahip oluyoruz. Böylece senaryoya en baştan başlayabiliyoruz, tabi ki istersek. Eğer daha önce PS3 platformunda Diablo III’ü deneyimlediyseniz ve kayıt doslarınız hala PSN hesabınızda duruyorsa, sizden mutlusu yok. İlk defa oynayacaksanız, şimdiden kolay gelsin.

Diablo’da şu meşhur bilmem kaç tane yaratık öldürme kombosu, Diablo III: Ultimate Evil Edition ile birlikte biraz daha esnemiş durumda. Hem saniye bakımından daha uzun, hem de gözünüze sokulan bir bar ile daha hızlı hareket edebiliyorsunuz. Eğer sizi yeterince zorlayacak kadar çok yaratık varsa, ışığın yolundan gideyim derken, öldürmenin hissiyle “DAHA FAZLA!” diye çığlık atarken bulabilirsiniz kendinizi.

Diablo III: Ultimate Evil Edition’ın özellikle kontrollerinin kolay olduğuna değinmiştim. Şimdi o tarafı biraz daha açayım. Öncelikle bir şeyleri çantanıza atmak için, tek yapmanız gereken sadece cesedin üzerinden yürümek. X tuşunun zamanla aşınacağını belirtmekte fayda var. Menüden ulaşabileceğiniz yeni bir ganimet sistemi de mevcut. “Yeni”den çok, daha kolay kontrol edilebilir demek, sanırım daha uygun bir tabir olur. Diablo III: Ultimate Evil Edition özellikle killstreak sayacını şakaya almamamız gerektiğini tekrar hatırlatıyor. Daha fazla harita, daha fazla iblis demek. Daha fazla iblis, daha fazla ganimet ve eşya demek. Daha güçlü olmayı kim istemez ki?

Diablo III: Ultimate Evil Edition’da diğer göze çarpan nokta, DIII’deki gibi bazı sınıfların fazla dengesiz olması. Konuya devam etmeden önce, sanıyorum yazımın ilk safyasında kulaklarınızın pasını silecek güzel bir soundtrack açmanızı sağlamıştım. Bitmiştir o, bir daha açın.

Battle.net hesabımızla PS4’teki Diablo III: Ultimate Evil Edition’ı bir araya getirebilseydik, işimiz gerçekten daha kolay olabilirdi. Gelin görün ki Blizzard “herkes eşit olsun, konsol bile olsa her şey baştan başlasın!” tanımıyla bizi maksimum PS3’teki kayıtlarımıza ulaştırıyor. Kısacası başka kıyağı yok.

Diablo III: Ultimate Evil Edition’ın en önemli kısmı, parti mantığı ile devam eden çılgın maceralar. Konsol söz konusu olduğunda değişen çok fazla içerik yok. Reaper of Souls’un PC versiyonunda geçerli olan tüm modlar, Diablo III: Ultimate Evil Edition için de geçerli. Sürpriz olarak Apprentice Mode ile birlikte yan yana oynayabileceğimiz arkadaşlarımızın seviyesi artık önemli olmuyor. Yani Reaper of Souls zamanında düşük seviyemiz, bizi yüksek seviyeli arkadaşlarımızla zor durumda bırakırken, işin rengi tamamen değişiyor ve dengeleniyor. Düşük sevitedeki karakterler, daha fazla deneyim puanı kazanmaya başlıyorlar. Dengeli ilerleyen co-op ile birlikte, oyun daha eğlenceli hale geliyor.

Ultimate Evil Edition’daki parti sistemi, oyuncunun işini gerçekten kolaylaştıran cinsten. Karşınızda karışık bir menü yok ve istediğinizi rahatça buluyorsunuz. Eşyaların yeteneklerimize ne kadar katkıda bulunduğunu öğrenmek için tek yapmamız gereken “ok” tuşlarını kullanmak. Yeşil renk bizim işimize yararken, kırmızı istatistikler “çöp” kalitesindeki eşyalardır.

Ultimate Evil Edition’ın sürprizlerinden bir diğeri ise Nephalem Rift’te NaughtyDog etiketinin ön plana çıkması ve böylece The Last of Us’ın takırdayanlarını, birer iblismiş gibi parçalayabiliyor ve özel görevleri de deneyimleyebiliyoruz. Ayrıca PS2 platformunun efsanelerinden biri olan Shadow of the Colossus’un 6 parçadan oluşan zırh setine de sahip olabiliyoruz. Bunların dışında görev sırasında yere düşen efsanevi eşyaları, arkadaş listemizle paylaşabiliyoruz ve onlara mail aracılığı ile oyun içinden yollayabiliyoruz.

Sınıflarda herhangi bir değişiklik yok. Tıpkı Reaper of Souls ve Diablo III’deki gibi altı farklı sınıfla deneyimleyebildiğimiz Evil Edition, aynı zamanda aynı notalarla karşımıza çıkıyor (favorim kesinlikle Malthael ile kapıştığımız zamandaki müzik). Her ne kadar aynı kelimesini çok fazla kullanmış olsam bile, PSN üzerinden sosyalleşme işi o kadar kolay ve rahat ki, kimi zaman PC tarafındaki Diablo III deneyimini farklı bir noktaya atabilirsiniz.

Kısacası Diablo III: Ultimate Evil Edition ile birlikte hem Diablo III hem Reaper of Souls, bir de üzerine konsol deneyimine sahip oluyorsunuz. Genel hatlarıyla konsolda da son derece eğlenceli ve oyuncuyu mutlu eden yapısıyla arlivlenmeyi hak eden cinsten. Tabii benim gibi konsol oyunlarında daha rahat eden bir oyuncuysanız, tavsiyen Diablo III: Ultimate Evil Edition’a sahip olmanızdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD