Resistance: Burning Skies İnceleme

Resistance Burning Skies

Son zamanlarda çıkmasa da oyun tarihi için önemli olan bir oyunun inceleme yazısını buluşturuyoruz bu sefer sizlerle: Resistance Burning Skies. FPS ve aksiyon türündeki oyunseverleri fazlasıyla etkileyecek olan oyunun grafik kalitesi oldukça yüksek, bunun yanı sıra grafikten çok senaryodan etkileneceğinizi de vermiş olduğumuz bilgiler arasına ekleyelim. İşte Resistance: Burning Skies İnceleme yazısı.

Resistance 2 oyununun sonrasında yaşananları konu alıyor. 14 Ağustos 1951 yılında, New York eyaletinin kıyı kesimleri Chimera adı verilen yaratıklarca istila ediliyor. İrili ufaklı bu yaratıklar önüne gelen herşeyi yakıp yıkıyor, insanları öldürüyor ve dünyayı dönüşü olmayan bir sona hazırlıyorlar. Aralarında itfaiye er’i Tom Riley ve bir grup gönüllü asker ise şehri bu yaratıklardan temizlemek için korkusuzca mücadele ediyor.

Nihilistic tarafından geliştirilen ve dağıtımcılığını Sony’nin üstlendiği Resistance: Burning Skies oyunu, PS Vita’nın çift analoğ çubuğunu kullanan ilk FPS oyunu olma özelliğini taşıyor. Onun bu özelliği, taşınabilir konsollarda FPS oyunlarının nasıl bir deneyim sunacağı konusunda da fikir edinmemizi sağlıyor. Aslında Sony’nin yeni taşınabilir konsolu PS Vita, Resistance: Burning Skies ile büyük bir sınavı da geride bırakmış oluyor.

Elbette Resistance: Burning Skies taşınabilir konsolların ilk FPS oyunu değil. daha önce Playstation Portable’de birçok FPS türündeki oyunlara tanık olmuş, uzun uzadıya oynamıştık. Ama PSP’nin ikinci bir analoğ çubuğunun olmayışı, bakış açımızı kare, üçgen, yuvarlak ve x butonlarıyla değiştirmek zorunda oluşumuz, kontrolleri içinden çıkılmaz bir hale sokuyordu.

Öncelikle ben Resistance: Burning Skies’in kullanma kılavuzundan bahsetmek istiyorum. Oyunun LiveArea ekranındayken, ekranın üst tarafında yer alan, içerisinde soru işareti bulunan kırmızı ikona tıkladiğımız zaman kullanma kılavuzunu açmış oluyoruz. Karşımıza ilk gelen ekranda, kılavuzun hangi dillerde yayın yaptığını görebiliyoruz. Bu diller arasında Türkçe seçeneğinin de olduğunu söylemekte fayda var. Zira varsayılan kontroller, silahlar ve multiplayer modları hakkında birçok bilgiye, kılavuzu okuyarak ulaşmamız mümkün.

Kılavuzu kapatıp oyunu başlattığımızda, ilk olarak Playstation Network bağlantısının gerçekleşebilmesi için bir müddet bekliyoruz. Bağlantı kurulduktan sonra oldukça sade tasarlanmış bir anamenü ile karşılaşıyoruz. Ana menümüzde Single Player, Multiplayer ve View EULA seçenekleri mevcut.

SINGLE PLAYER: Bu modda New game, Load Game, Intel, Trophies ve Options seçenekleri bulunuyor. Ancak oyuna henüz yeni başlıyorsanız, sadece New Game ve Options seçeneklerini göreceksiniz.

New Game: Oyunun hikaye moduna hızlı bir şekilde giriş yapabiliyoruz. Hikaye moduna başlamadan önce, zorluk seviyesine göre, Casual, Normal, Diffucult ve Superhuman seçeneklerinden dilediğimizi seçebiliyoruz. Eğer oyunu ilk kez oynuyorsanız, Superhuman seçeneğinin olmadığını göreceksiniz. Bu seçenek oyunu birkez bitirip yeni bir oyun başlattığınız zaman karşınıza çıkacak.

Load Game: Yeni bir oyun başlatmadan, oyunun dilediğimiz bölümünden başlayabiliyoruz.

Intel: Wapons And Grenades, Enemies ve Staten Island gibi sekiz farklı seçeneğin bulunduğu listede, silahlar, bombalar ve haritalar hakkında birçok dökümana ulaşabiliyoruz. Bu dökümanları oyun esnasında sağdan soldan topluyoruz.

Trophies: Oyunda kazanılan tüm kupaları bu şeçenek altında görebiliyoruz. Toplamda 25 farklı Trophy mevcut. Her bir Trophy simgesi altında, oyunun hangi aşamalarında bu kupaları kazanacağımız yazıyor.

Options: Single Player ile ilgili tüm ayarlar bu seçenek altında barndırılıyor. Audio Options seçeneği ile, efekt, müzik, dialog ve altyazı ayarlarını, Control Options seçeneği ile bakış açıları ve hassasiyet ayarlarnı, View Controls seçeneği ile mevcut kontrol dizilimini ve View Credits ile yapımcı bilgilerine bakıp gerekli işlemleri yapabiliyoruz. Multiplayer modundan bahsedecem ama Single Player modunu atlamadan oynanıştan, silahlardan, düşmanlardan, çevreden, karakterlerden ve PS Vita’nın dokunmatik fonksiyonlarından bahsetmek istiyorum.

Single Player moduna başlarken bizleri güzel bir açılış videosu karşılıyor. Videoda itfaiye erimiz, yani bizim ana karakterimiz Tom Riley’i aracını sürerken ve olay mahaline giderken görüyoruz. Yanında da iki ekip arkadaşı var. Olay yerine vardığımız zaman Tom Riley itfaiye arabasının arkasından meşhur baltasını alıyor ve kendini yanan bir binanın içerisine atıyor. Balta bizim ilk silahımız. Kapıları kırmak ve düşman öldürmek için onu oyun sırasında sıklıkla kullanacağız.

Oyunu ilk kez oynayanlar için ekranda bazı öğretici ifadeler yer aldığını söylemekte fayda var. Bu öğretici ifadeleri aynen uygulayarak doğru hamleler yapmamız mümkün. Buna bağlı olarak, yanan bina içerisinde ilerlerken kırmamız gereken kapıları PS Vita ekranında yer alan balta simgesine dokunarak kılabiliyoruz. Oyuncu gözüyle etrafa bakabilmek için sağ analoğu, ileri, geri, saga veya sola doğru hareket etmek için sol analoğu kullanıyoruz. Yine öğretici ifadelere göre hareket ettiğimizde, ateş etmek için R tetik tuşunu, Zoom (yakınlaştırma) yapabilmek için L tetik tuşunu kullanabildiğimizi görüyoruz. Oyunun en beğenmediğim kontrol tuşu ise, hızlı koşmak için kullandığımız D-pad alt (down) tuşu. Bu tuşu kullanarak koşmaya çalıştığımızda, parmağımızı hızlı bir şekilde sol analoğ çubuğuna tekrar geri getirmemiz lazım ki, yoğun düşman saldırılarına anlık olarak müdahale edebilelim. Ama tabi koşmanın alternatif bir yolu daha var. PS Vita’nın arka dokunmatik paneline çift dokunarak ve sol analoğ çubuğunu ileri doğru iterek de koşma işlemini gerçekleştirebilmek mümkün.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD