South Park: The Stick of Truth PS3 İnceleme

South Park The Stick of Truth

Sevilen dizilerden biri olan South Park için bu vakte kadar birçok oyun geliştirildi; ama sanırız ki en iyisi son çıkan The Stick of Truth oldu. PlayStation 3 için çıkışını gerçekleştiren oyun tipik bir RPG’den ileri geçerek oyunculara çok daha eğlenceli ve detaylı bir deneyim sunmakta. Biz de aşağıda South Park: The Stick of Truth İnceleme yazısına yer verdik. Eğer oyunu satın almayı düşünüyorsanız ilk önce yazıyı okumanızı öneririz.


Mahalledeki yeni çocuk

1998 yılında çıkan ilk South Park oyununu hatırlayan var mıdır bilmiyorum. FPS tarzında hazırlanan oyun, her ne kadar seriyi konu alıyor olsa da, pek de başarılı bir yapım değildi. Ancak aradan geçen 16 sene, işleri oldukça değiştirmiş görünüyor.

Kısaca oyunun genel özellikleriyle işe başlayalım. Oyunumuz sıra tabanlı bir RPG. 2 boyutlu grafiklere sahip. Ancak 2 boyutlu dediğimizde dudağınızı hemen bükmeyin. The Stick of Truth’u oynarken, South Park’ın uzun metrajlı interaktif bir filmini izliyor hissine kapılıyorsunuz. Görsellik birebir TV şovuyla aynı. The Stick of Truth, South Park kasabasına yeni bir çocuğun taşınmasıyla başlıyor. Tabi bu çocuk da sizsiniz. Karakterinizi oluşturduktan sonra sınıfınızı seçiyorsunuz. Savaşçı (Fighter), Büyücü (Mage), Hırsız (Thief) ve Yahudi (Jew) sınıflarından birini seçiyorsunuz. Bu arada hemen bahsedelim, Jew sınıfı Cartman tarafından uydurulan, paladin/monk karışımı ilginç bir sınıf (Ne de olsa Cartman’ın Yahudilerle geçtiği dalgalara alıştık).

Gelelim oyunda neler yaptığımıza. Karakterimiz South Park’ta istediği gibi geziyor. Bu sırada yeni görevler alıyor ve gelişiyor. Hikayenin akışını sağlamak için yapmamız gereken ana görevlerin yanında, hem tecrübe puanı, hem de eşya kazanmamızı sağlayan ek görevler de bulunuyor. Az sonra tüm bu görevlerden detaylı bir şekilde bahsedeceğim.

Elimizde bir nevi oyunun menüsü niteliğinde olan bir akıllı telefonumuz mevcut. Bu telefonu açtığımızda karşımıza Facebook benzeri bir sayfa beliriyor. Çeşitli sekmelere ayrılmış bu ekranda arkadaş olarak eklediğimiz karakterleri, kendi karakterimizin bilgilerini, diğer karakterlerden aldığımız mesajları, yeteneklerimizi, envanterimizi, görevlerimizi, toplanabilen eşyaları ve haritayı detaylıca görebiliyoruz.

Peki ya tipik bir RPG’den ne farkı var?

Yukarıdaki soruyu birçoğunuzun soracağına eminim. South Park: The Stick of Truth, asıl vuruşunu esprili anlatımıyla sağlıyor. Örneğin Cartman’la tanıştığınız ilk sahnede Cartman size adınızı soruyor ve karşılığında “Yani sana ***çuvalı diyeceğim öyle mi?” diye soruyor. “Hayır” cevabını verip adınızı yazsanız bile Cartman size aynı şekilde seslenmeye devam ediyor.

Bu esprili anlatım oyunun her yerinde mevcut. Örnek olarak savaştığımız karakterler bakalım. Cartman’ın ordusu elf çocuklara Stick of Truth’u çaldıkları için savaş açtığı için, South Park’ta orada burada göreceğiniz elf kıyafetleri giyen çocuklarla savaşıyorsunuz. Bunun yanında evsizler, uyuşturucu müptelaları, mutant fareler, güvenlik görevlileri, Justin Bieber hayranları (yoksa Belieber mı demeliydik?) ve benzer birçok gruba karşı dövüşebiliyorsunuz. Dövüşlerin mekaniği de oldukça eğlenceli. Karakterlerinizde HP yani sağlık puanı ve PP (evet PiPi diye okunuyor) adı verilen sihir puanı bulunuyor. Yaptığınız fiziksel hareketler herhangi bir PP harcamasa da, yetenekleriniz belli puanlarda PP harcıyor. Örneğin benim seçtiğim büyücü karakter, karşısındaki düşmanı çatapatla yakmak için 8 PP harcıyordu. Her dövüşte sıra tabanlı olarak hareketleriniz yapıyorsunuz. Sıra size geldiğinde envanterinizden sağlık tamamlayan çıtır çerezlerden tutun da çikolatalara kadar birçok abur cubur yiyebilir, düşmanın size yaptığı bir etkiyi gidermek için su içebilir, PP’nizi arttırmak için de buna uygun yiyecekleri yiyebiliyorsunuz. Tabi fazla abur cuburun sonu da ishalle sonuçlanabiliyor (Ciddiyim, espri değildi bu). Dövüşte galip geldiğinizde ise rakibiniz yerde yatarken ganimetleri toplayabiliyorsunuz. Bazı durumlarda karşınıza üçlü dörtlü gruplar çıkabilirken, bazen de tek ve güçlü bir “boss” diyebileceğimiz düşmanlar da bulunabiliyor. Dövüşlerde özellikle Heavy Rain ve yeni nesil birçok FPS oyununda gördüğümüz quick-time event’ler yer alıyor. Bu QTE’ler sizin “mükemmel” vuruş yapmanızı ya da “mükemmel” blok yapmanızı sağlıyor. Ayrıca yeteneklerinizi kullanırken yaptığınız kombinasyonlar da dövüş mekaniklerini zenginleştiriyor. Bu arada özellikle “Dragonshout” yapmayı unutmayın, yaptığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız.

South Park kasabasını her ne kadar diziden tanıyor olsanız da, oyunda tamamen düzgün bir şekilde haritalandırılmış olarak karşımıza çıkıyor. Alışveriş Merkezi’nin, Token’ın evinin, Jimbo’nun silah dükkanının ve diğer bütün önemli karakterlerin yerleri belli ve diziye uyumlu. Hatta ordan oraya giderken uğraşmayın diye özürlü arkadaşımız Timmy’nin bisikletiyle (atıyla mı demeliydim?) sizi belli noktalara götürebildiği bir sistem de oyuna eklenmiş. Harita üzerinden görevlerinizin nerede olduğunu da görüyorsunuz. Bu da büyük bir kolaylık sağlıyor.

Eşya sistemi de oldukça başarılı. Genel olarak South Park’a uygun bir silah/zırh mantığı var. Stick of Truth’un da basit bir dal parçası olması bunun en güzel örneği belki de. Ya da Level 2 Bling’i taktığınızda %10 daha fazla para düşürecek olmanız küçük ve eğlenceli ayrıntılar. Bunun dışında etrafta bulacağınız “çöp” eşyalar bile dizinin çeşitli bölümlerine referanslar içerdiği için bunları görmek ve açıklamalarını okumak bile eğlenceli. Silahlarınızın da çeşitli özellikleri mevcut, ayrıca bu özellikleri zırhlara da takabildiğimiz rozetlerle de geliştirmek mümkün. Tüm bunların dışında karakterimizin görünümünü etkileyen sakal, gözlük, çene yapısı, saç gibi eklentileri de toplayabiliyoruz.

“Mmmmphphpmhmgmgmgpmhmgpmgpgpmgpm!”

Elim klavyeye çarpmadı hayır, yukarda yazan Kenny’nin konuşmasıyla “Bana güzel bir çiçek getir genç savaşçı” demekti. Konu South Park olunca böyle görevler oluyor işte oyunda. Genç prenses kılığına giren Kenny, bize bunu dedikten sonra görev metni olarak “Kenny’ye çiçek bulup götür” dediğinde anlıyorsunuz görevi. Bir diğer görevde pederle konuştuktan sonra kendisi size “Doğru yolu İsa’yı bulduğunda bulacaksın” diyor. Peki ya göreviniz? Evet, “İsa’yı bulmak”. Kendisini kilisedeki sıraların arasında kıkır kıkır gülerken buluyorsunuz. Bu ve benzer o kadar çok görev var ki. Hem de bu görevler ana konuyla ilgili değil. Ben oyunun ilk 1-2 saatini South Park’ı gezerek, her eve girerek, herkesle konuşarak geçirdim. Ana görevleri erteleyebildiğim kadar erteledim. Çekmecelerden 5 adet don toplamak, anaokulu çocuklarıyla saklambaç oynamak ve onları South Park’ın tümünde aramak, Jimbo’dan satın aldığım bir rehberle birlikte South Park’taki ilginç hayvanları (mutant bakteri, çiftlik ineği vb.) avlamak gibi komik ve bir o kadar da eğlenceli yan görevler, bu yan görevlerdeki konuşmalar ve espriler sizin bir dakika olsun ciddi durmanıza imkân tanımıyor.

Görevleri bırakın, oyunda o kadar çok ayrıntı var ki, ikinci kişiliği Professor Chaos olan Butters’ın gizli deposu, Cartman’ın odasındaki teypte çalan şarkılar ve çekmecesinde bulabileceğiniz Hristiyan Rock albümü yaparak ünlü olduğu bölümdeki Faith +1 albümü, Stan’in dolabından çıkmayacağını söyleyen Tom Cruise, Cartman’ın annesinin yatak odasındaki çekmecede bulacaklarınız (!), Kenny’nin dolabındaki Mysterion kostümü vb. Diziyi ilk bölümden bu yana izleyenler, oyundaki detayları görünce ağızları açık kalacak. Hala aklıma ManBearPig arayan Al Gore geliyor ve gülüyorum. Hadi onları geçtim, video oyunlarına yapılan göndermelere, hatta oyunun sıra tabanlı olması hakkında yapılan “Neden sıra tabanlı? –Çünkü öyle. Bu işin doğası gereği böyle.” benzeri yorumlara bile katıla katıla gülüyorsunuz.

Oyun boyunca neredeyse dizinin 17 sezonu boyunca gördüğümüz tüm karakterleri görüyoruz. Aklınıza kim gelirse, neredeyse hepsi oyunda. Ayrıca etrafta dolaşan South Park sakinleri de kasabaya yaşayan bir hava katıyor. Buna oyunun sesleri de dahil. Ekstra bir şey söylemeye gerek yok, çünkü Stick of Truth’un sesleri, şovun birebir aynıları. Müzik konusunda orkestral seçim oldukça başarılı olmuş. Hele de Cartman’ın Latince olduğunu düşündüğüm seslendirmesiyle, duydukça yüzünüzden gülümseme eksik olmuyor.

Mr. Hankey the Christmas Poo!

Şimdi bu oyun hakkında ne desem az. Belki South Park sevmiyor olabilirsiniz, eğer öyleyse zaten bu incelemeyi okumanıza gerek yoktu. Ancak South Park’a başlayacaksanız ya da bir süredir izliyorsanız, emin olun bu oyun sizin South Park hayranlığınızı arttıracak. Diziyi 17 sezondur kaçırmadan takip ediyorsanız, Stick of Truth kesinlikle edinmeniz gereken bir oyun. Öyle ki RPG sevmeyenleri bile başında saatlerce tutacak kadar içeriğe sahip. 18. Sezonu beklediğimiz bu günlerde ise bu oyun, adeta başlı başına bir sezon gibi. Trey Parker ve Matt Stone’un geliştirme aşamasına bu kadar karışmasaydı ortaya ne çıkardı bilemiyorum ancak şunu söylemem gerekiyor, iyi ki karışmışlar, iyi ki böyle bir oyun yapılmış. Kesinlikle bir klasik.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD