Crimsonland İnceleme

Crimsonland

90’ların en çok sevilen oyunları şüphesiz atari ile bizlerle buluşturuldu. Her mahalledeki atari salonları bizlerle doluydu, ve genelde savaş, macera oyunlarına kaptırıyorduk kendimizi. O oyunlardan biri de Crimsonland’di, ne kadar 90’lara göre genç nesille daha çok içli dışlı olsa da… Şimdi Crimsonland PS4 için özel geliştiriliyor ve bizlere odlschool oyun keyfini tattıracak. Yeni nesil oyuncuların bu oyunu pek beğeneceğini zannetmiyoruz ama siz de çocukluğunuzu özlediyseniz ve çocukluğunuz PS salonlarında değil de atari salonlarında geçmişse Crimsonland’i siz de seveceksiniz.

2003 yapımlı Crimsonland, PS4 platformuna tekrar giriş yaparak bol bol yaratık ve örümcek öldürerek tam bir kaos ortamına bizleri davet ediyor. Crimsonland’in ilk görseline baktığınızda aklınızdan geçenleri biliyorum: Doom. Merak etmeyin sadece görsel benzerlik gösteriyor, onun dışında tipik bir shooter oyununun ötesine geçemiyor. Belki yerden yere vurmak, fazla ağır olacak ancak benim tercihim Crimsonland’in, PS4’te değil de iOS platformlarına çıkması. PC üzerine tabletlerde Crimsonland deneyimi çok daha eğlenceli olabilirdi.

2D Arena shooter özelliğiyle ön plana çıkan Crimsonland’in kontrolü son derece kolay. Genelde analog tuşlarıyla karakterimizi yönlendirip, nişan alıyoruz. R2 tuşuyla da düşmanlarımızın beyinlerini parçalıyoruz ya da neresine isabet ederse artık.

Oyunun hikaye bölümü toplamda 60 bölümden oluşuyor ve her bölümde dalga dalga yaratıklar geliyor. Yaratıklardan düşen silahları veya güçlendirmeleri toplayıp, dalgadan kurtulmaya çalışıyoruz. Tabii bölüm sonunda birbirinden güçlü ve daha fazla hasar veren silahların düşeceğini de dip not olarak eklemiş olayım. Her birinin farklı özellikleri ve vuruş kuvvetleri mevcut, tabii nişan alırken hareket halindeki yaratıkları öldürmek, bazı silahlarda daha zor. Tek vuruşta öldürülemeyen yaratıklarda ve bazı bölümlerde doğru silahı kullanamazsanız, sevgili ölüm meleğinin misafiri oluyorsunuz.

Hikaye deyince arka planda çok güçlü bir senaryo varmış gibi düşünmeyin. Dalga dalga gelen yaratıkları öldürüp, post-apokaliptik bir dünyada hayatta kalmaya çalışan biriyiz biz.

Crimsonland’in hikaye modu dışında ayrıca Survival Mod tarafı da mevcut. Survival Modu, Dead Nation’daki ve Rosegun’daki gibi ilerliyor, ayrıca beş farklı seçenekle karşımıza çıkıyor. Her seçenekle hikaye kısmında kazandığımız ödülleri kullanarak, daha zorlu düşmanlarla karşılabiliyoruz. Ayrıca dört kişilik seçeneğiyle ortalığı kana bulamanız da mümkün. Tabii 4 kişi olduk, oh rahatız hissiyatını yakalamadan, daha hızlı yaratıkların üzerinize çullanacağını da belirteyim. Survival modun herhangi bir sonu da olmadığına göre, ne kadar dayanacağınızı test etmenizin en güzel yanı.

Genel olarak başarılı müzikleri ve arkadaşlarınızla vakit geçirebileceğiniz eğlenceli bir oyun olsa bile, Crimsonland’in PS4 platformunu tercih etmesi çok da doğru bir tercih değil. Sanki tamamlanmamış bir oyun hissiyatını yaratması, Crimsonland’in diğer kötü yanı. Özünde eğlenceli olması ve çerezlik bir oyun olması, Crimsonland’i ayakta tutan tek etmen olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD