Dreamfall Chapter: Book One: Reborn İnceleme

Dreamfall Chapter Book One Reborn

Dreamfall Chapter da son zamanlarda kendinden bahsettiren ve satışa sunulmasının ardından on binlerce oyuncu tarafından satın alınan oyunlardan bir tanesi. Oyunun tema olarak “The Walking Dead” tarzı bir yönü seçmesi ne kadar ona eksi bir taraf katsa da hikâyenin kusursuz olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Tabi her oyuncunun gözünde hikâyenin, senaryonun, grafik kalitesinin ya da ses sisteminin değeri farklıdır. Genel olarak ele aldığımız “güzele yakın” puanını verebileceğimiz oyunun ilk kitabı Book One: Reborn hiç değilse denenmesi gereken bir oyun. İşte Dreamfall Chapter: Book One: Reborn İnceleme yazısı.

Ne yazık ki Dreamfall da kendine örnek olarak The Walking Dead tarzını seçiyor ve muhteşem hikayesini ve atmosferini oynanış ile destekleyemeyen bir oyun oluyor. Aslında ilk Dreamfall: The Longest Journey’in de bu konuda gerçekten başarısız olduğunu hatırlıyorum. Muhteşem hikayesiyle, atmosferiyle ve unutmaz karakterleriyle klasik olmasa da hakkı verilmesi gereken çok başarılı bir yapımdı.

Book One da daha ilk saniyesinde hikaye açısından selefinin gerisinde olmayacağının garantisini veriyor. Açılış sahnesi bile insanın tüylerini diken diken edecek türden anlarla dolu. Hele 2006 yılında çıkan The Longest Journey’i oynamışsanız, duygularınızın sel olup gideceğinin garantisini veriyorum.

Zoe hala komadadır ve bu sefer geri dönüşü için ufakta olsa bir şansı vardır. Büyülü dünya olan Arcadia’dan Kian, idam edilmek üzere hapsedilmiştir ve April Ryan… Neyse, ne de olsa oyunu oynarken göreceksiniz. Her şeyi anlatıp, muhteşem bir hikayeyi berbat etmenin alemi yok.

Dreamfall Chapters, normal dünya olan Europolis ve büyü dünyası olan Arcadia’dan farklı bir evren olan Storytime’da başlıyor. Bu bölge hem bizim için, hem de Zoe için hazırlık bölümü oluyor. Rüya makinelerini kullanıp, başlarına olmadık işler açanları kurtarmaya çalışan Zoe ile oynanışa alışmaya çalışıyoruz.

Etkileşime geçebileceğimiz obje sayısı hayli kısıtlı ve onları kullanmakta inanılmaz kolay hale getirilmiş. Zoe’nin 4 farklı gücü bulunuyor ve duruma göre bunlardan birini kullanıp hikayede ilerliyoruz.

Karanlıktan korkan adam için ışıkları açıyoruz, düşen kadın için zamanı yavaşlatıyoruz. Daha ilk bölümde bulmacaları çözerken, “Dur yahu oyunun başı, daha neler olacak?” diye kendimi avuturken, oyunun tamamının son derece kolay bulmacalarla bezendiğini görünce inanılmaz bir hayal kırıklığı yaşadım. Evet, bir envanterimiz var, belli eşyaları klasik olarak kombine edip kullanıyoruz ama böylesine kötü bir bulmaca sistemi, oyun türünde yazan “Macera” tanımlamasını hak etmiyor.

Dreamfall Chapters

Macera oyunlarında son çaremiz olan rastgele tıkla, her şeyi dene gibi çözümler, genelde işe yaramaz. Durup bir nefes alırız ve her şeyi baştan yaparak hatalarımızı bulmaya çalışırız. Dreamfall Chapters sağ olsun, bildiğiniz bodoslama bulmaca çözmeye olanak tanıyor. Zaten çok fazla opsiyonunuz da yok. Macera oyunlarının bağımsız yapımcılarla yaşatılmaya çalışıldığı günümüzde, Dreamfall gibi önemli bir oyunun böyle bir sistem getirmesi akla hayale sığmıyor.

Bu kadar kızmak yeter!

Çünkü Dreamfall Chapters: Book One müthiş bir hikayeye ve hikaye anlatımına sahip. Her bir diyalog incelikle işlenmiş, ustalıkla seslendirilmiş. Hele o diyalog seçimleri…

Genel olarak iki ya da daha fazla seçenek arasında kaldığımız bu anlarda, o an kontrolümüzde olan karakterimiz sıralı seçenekler hakkında uzun bir monolog safhası yaşıyor. Seçenekler öyle seç gitsin tadında değil. Her birini ayrı ayrı dinlemeniz ve karşınızdaki karakterle konuşmayı ona göre devam ettirmeniz gerekiyor.

Zaten The Walking Dead tarzında uyarılarla pek çok kez karşılaşacaksınız. Bir cevap verdiğinizde, etkileşimde olduğunuz karakter bunu hatırlayacak gibisinden bildirimler Dreamfall Chapters süresince devam edecek, hikayeyi direkt olarak etkileyecek. Bazı anlarda da oyun sizden seçim yapmanızı isteyecek, bu gibi anlarda dikkatli düşünüp karar vermekte fayda var.

İşin grafik kısmındaysa Dreamfall Chapters feci halde sınıfta kalıyor. Hani öyle böyle değil, inanılmaz bir optimizasyon problemi var. Hele Europolis meydanına bir çıkıyorsunuz, oyun işkenceye dönüşüyor.

İlk başlarda, yeterince güçlü olduğunu düşündüğüm bilgisayarım bile 11fps gibi rezil kare/saniye oranına düşünce, “Yapacak bir şey yok, grafikleri düşürelim madem.” dedim. Grafik seçenekleri üçüncü sınıf bir port oyun kıvamında olmasına rağmen, ayarları önce orta seviyeye, sonra da en düşüğe aldım.

Sonuç değişmedi.

“Belki benim bilgisayarımda sorun vardır.” dedim ve internette araştırmaya başladım. Her 10 oyuncudan 9’u bu konuda şikayetçi arkadaşlar. Red Thread Games performans için yama getireceğini söyledi ama halen bu konuda ses yok. Eğer oyunu almayı düşünüyorsanız, yamayı bekleyin derim.

Şimdi puana bakıp oyunun çok ama çok kötü olduğunu düşünebilirsiniz. Dreamfall sadece hikayesiyle bile normalde 75 üstü puan alabilecek kalitede bir oyun ama performans sorunları, yavan bulmacalar gerçekten insanı bezdiriyor. Sadece, ikinci bölüm geldiğinde böyle şeylerin olmamasını dileyebiliyoruz, beklemeye geçiyoruz.

Hele bir ikinci bölüm gelsin, yine konuşuruz bunları. Herkese iyi oyunlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD