Outlast: Whistleblower İnceleme

Outlast Whistleblower

Geride bıraktığımız sene satışa sunulan Outlast, 2013’ün en başarılı oyunlarının arasında yer almayı başarmıştı. Kısa bir zaman önce de oyunun yeni DLC’si Whistleblower online olarak satışa çıkarıldı. DLC’ye olan ilgi fazlasıyla büyükken biz de oyunu oynadık. Oyun grafikleri konusunda hiçbir değişiklik yok iken dinamikler için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Gelelim en önemli konuya, hikayeye. Son zamanlarda moda olan “geçmişe gidiş” baz alınmış yeni DLC’nin konusunda. İşte Outlast: Whistleblower DLC İnceleme yazısı.

Hikayemiz, ana oyunda yaşanan olaylarının öncesini konu alıyor. Ana senaryo da yönetmiş olduğumuz Miles Upsshur’a akıl hastanesine gizemli olayların araştırmasını isteyen Waylon Park’ı bu oyunda kontrol ediyoruz. Murkoff Corporation adlı bilim merkesinde bir yazılımcı olarak görev alan Park, bir gün yine işlerin iyi gitmediğini anlar ve Miles Upsshur mail atar. Böylece hikayemiz tam bu noktadan başlar. Fazla detay verip, siz oyunseverlerin canlarını sıkmak istemiyorum çünkü asıl bomba, bu olaylardan sonra başlıyor. Kimi zaman ilaçların etkisinden hayal gördüğümüzü sandığımız zamanlar oluyor, kimi zaman ise aslında cehennemi yaşadığımızı anlayıp; hayatımız için mücadele ediyoruz.

Oynanış dinamikleri yine ana oyunumuzla aynı. Yeniden ilginç bir şekilde video kameramız bulduğumuz an itibariyle, oyunun temposu bir hayli yükseliyor. Yine karanlık ortamlarda bize yardımcı olan pillerimizi idareli kullanmamız gerekiyor. Ana oyunda oyuncular tarafından şikayet edilen bazı özellikler giderilmiş. Artık karakterimiz ile, gizli bir şekilde ilerlediğimizde; kapıları kapatırken olması gerektiği gibi yavaşça kapatıyor ki, bazı oyuncular için küçük, ama sıkıntılı bir durum oluşturuyordu.

Outlast: Whistleblower’ın en etkileyici yanı, oyunun kendisinden daha fazla aksiyona sahip olması ve ayrıca hikayenin aslı. İnsanı geren müziklerinden bahsetmiyorum bile. Arada tam nefes alayım şu köşede diye düşünürken, delinin biri “aaa taze et!” diye bir atılıyor ve doğal olarak aklınızı bir köşede kaçarken buluyorsunuz. Üzerinizde deneyler yapılıyor, halisülasyonlar görüyorsunuz ve kimi zaman işkence edenin kendisi olmaya zorlanıyorsunuz çünkü bu sefer siz Waylon Park’sınız. Miles Upsshur’a akıl hastanesine gizemli olayların araştırmasını isteyen ve ona bir mail ile ulaşan kişisiniz. Doğal olarak Miles’ten daha fazlasını görmüş ve o delilerin arasında deneyim kazanmış bir insansınız…

Eğer korkak bir insansanız ve ani çıkışlara karşı dayanıksızsanız, oyunun kendisi gibi Outlast: Whistleblower’dan uzak durun. Bu DLC ilk oyuna nazaran daha fazla şiddet ve cinsellik içeriyor. Zira ilk oyuna göre, daha iğrendirici ve daha korkunç dakikaların beyninize işleneceğinden eminim. Söz konusu korku olduğu zaman, meraklılarının kalbinin kıpı kıpır olduğunun farkındayım. Korku severler için oldukça eğlenceli bir oyun olsa bile, insanı bir türlü rahat bırakmayan o gerilim dolu dakikalar, herkesin kaldırabileceği türden değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD