Hohokum İnceleme


74
hokokum

hokokum

Sanatsal oyunlar bu vakte kadar oyuncular tarafından pek fazla benimsenmemişti. Yine sanat filmlerinin de kitlesinin pek büyük olmadığını, daha çok küçük kesimler tarafından izlendiğini biliyoruz. Ancak oyun dünyasında işler değişecek gibi. Sadece PlayStation 4 için çıkışını gerçekleştirmiş olan Hokokum, sanat oyunları dünyasına yeni bir soluk getiriyor. Honeyslug tarafından geliştirilmiş olan oyun Santa Monica tarafından da desteklendi; yani gayet iyi bir iş arkası ekibine sahip.

Aslına bakılırsa Hohokum’da, görev ya da ana görev namına pek bir içerik bulunmamakta. Hohokum’da türdeş yani aynı türden olduğumuz arkadaşlarımız, tuhaf bir şekilde dağılıyorlar. Rengarenk bir yılanımsı çubuk olan biz de, onları bulmak adına farklı dünyalara yelken açıyoruz ve Hohokum, sahip olduğu potansiyeli bizlere sunmaktan geri kalmıyor.

Öncelikle Hohokum’un sahip olduğu dünyalar, birbirlerinden tamamen farklı ve oldukça renkli. Dünyaların her yerinden içerik akmakta ve şahsen ben Hohokum’u oynarken, bu durumdan oldukça keyif aldım. Düşünün, Hohokum’un dünyalarında bulunan sesler bile, ayrı ayrı oluşturulmuş ve özenle tasarlanmış. Yani Hohokum, sadece dış görünüşleri ve barındırdığı renkler bakımından değil, bünyesinde sahip olduğu sesler bakımından bile oldukça zengin ve farklı dünyalara sahip. Tabii içinde bulunduğumuz dünyalar, sadece farklı renklere ve seslere sahip değiller. Dünyaların barındırdığı canlıların hepsi de, birbirinden özel.

Bu konuda Hohokum’un dünyalarının ne kadar canlı olduklarını belirtmeden geçemem. Hohokum, sadece dünyaları gezip gördüğünüz ve bulmacalar çözüp yılan dostlarınızı bulacağınız türden bir oyun değil. Etkileşim, Hohokum’un sahip olduğu en büyük kozlardan biri. Örnek verecek olursak kavanoz dünyasında (evet, kavanoz dünyası) bulunan bütük kavanozları devirip kırabiliyor, çiçek dünyasında ise bütün çiçeklerle oynayabiliyoruz. Tabii etkileşimimiz, sadece oyun çevresiyle sınırlı değil. Dünyaların içinde bulunan canlılar da, etkileşim alanımız içindeler. Onlara dokunabiliyor, onlarla oynayabiliyor hatta onları sırtımıza bile alabiliyoruz.

Etkileşime girebildiğimiz canlıların ve dünyaların animasyonları, o kadar güzel ve keyifli ki, insan aynı şeyleri yapmaktan kendini alamıyor. Örnek verecek olursam endüstriyel dünyaların birinde, yılanımın sırtına aldığım üç file benzer işçiyi, sarı bir gaza doğru sürüklediğimde üstleri başları hep sarı oluyor ve bunun ardından onlar ise, hortumlarından çıkardıkları sularla kendilerini yıkıyorlardı. Başka bir dünyada ise taşıdığım canlıları bir yağmur bulutunun altından geçirdiğimde, ıslanmamak için şemsiyelerini çıkarıyorlardı. İnanın, artık oyuncular sadece grafikten ve kaplamalardan ziyade, bu tür içeriklerle karşılaşmak istiyorlar. En azından ben, böyle bir etkileşimle karşılaştığımda, yüzümdeki o istemsizce beliren gülücüğe engel olamadım.

Bana soracak olursanız Hohokum, evet çok canlı ve birbirinden eşşiz dünyalara sahip ancak oyunun alt metini, çok daha başka bir konu üzerine kurulu. Yalnızlık… Yılanımsı çubuğumuz, sahip oldğu yalnızlık hissinden kurtulmak için, karşılaşabileceği bütün zorluklara göğüs germeye hazır bir durumda. Bunu da en iyi şekilde, hiç cesaretini kaybetmeden farklı dünyalara yolculuk yapmasıyla anlayabiliriz. Hatta yolculuğu sırasında yalnızlık hissinden kurtulmak adına, karşılaştığı canlıları sırtına alabiliyor ancak maalesef, canlıları farklı dünyalara taşıyamıyor ve sahip olduğu bu durumu değiştirebilmek için, kendi türdeşlerini bulması şart.

Peki yılanımsı çubuğumuz (bu adı sevdim) yalnızlığından kurtulmak ve arkadaşlarını bulmak adına neler yapacak? İşte bu duruma cevap, gezdiğimiz ve keşfettiğimiz dünyalarda gizli. Kısaca içinde bulunduğumuz dünyalar, bir bulmacaya sahipler ve arkadaşlarımıza kavuşmanın yolu ise karşılaştığımız bulmacaları çözmek. Hohokum’un sahip olduğu bulmacalar, asla birbirlerini tekrar etmemekteler. Örneklendirecek olursam, su dolu dünyada saklanmış olan deniz kızını, türlü engelleri aşıp balıkçıya ulaştırmalı, ya da bir önceki sayfada da örneğini verdiğim endüstriyel dünyada ise, fil benzeri canlıların sarı sıvıları toplamalarına ve o sıvıları biriktirip, patronlarını memnun etmelerine yardım etmeliyiz. Tabii tüm bunları yılanımsı çubuk arkadaşlarımızı bulabilmek adına yaptığımızı, bulmacayı çözdükten sonra arkadaşımıza kavuştuğumuzu da hatırlatayım.

Kısaca Hohokum’un bir de kontrol yapısına değineyim ve Hohokum’un neden oyuncular tarafından uzun saatler boyunca oynanabilir bir oyun olduğuna geleyim. Hohokum, doğası gereği oldukça sade bir kontrol yapısına sahip. Analog ile çubuğumuzu kontol ediyor, “X” tuşuyla hızlanıyor, “O” tuşuyla ise çubuğumuzu yavaşlatıyoruz. Hohokum boyunca parmaklarınızın değeceği yegane tuşlar bunlar. Ayrıca DualShock 4’ün arkasında bulunan ışığın, Hohokum’da oldukça hoş bir şekilde kullanıldığını belirtebilirim. Oyunda bulunan dünyalar, tek bir temel rengin tonlarına göre oluşturuldukları için, DualShock 4’ün arkasından da o dünyaya ait bir renk yansıtılmakta.

Gelelim saatler boyunca Hohokum’u oynama sebebinize.

Hohokum, insanın en temel iç güdülerinden biri olan merak duygumuza hitap etmekte. Oyunda tamamen birbirinden bağımsız toplamda 17 dünya bulunmakta ve her dünya, birbirinden renkli yaşayan canlılara sahip olduğu için ister istemez “acaba bir sonraki dünyada karşıma neler çıkacak?” sorusuyla başbaşa kalıyorsunuz. Yani Hohokum, ne hikaye yönüyle ne de grafiksel yönüyle, diğer yapımlardan sıyrılabilecek bir oyun değil ancak uyandırdığı merak hissi, emin olun günümüzde pek çok oyunun başaramadığı bir görev. Açıkçası vur-kır-parçala ritüelini tekrarlayan yapımlara nazaran Hohokum, parasını sonuna kadar hak eden bir yapım. Özellikle Playstation 4 konsolunuzda oynayacak oyun arıyorsanız, bu sanatsal yapım, tam size göre.


admin

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.